Dünyanın en güzel ve heyecan verici şehirlerinden biri olan Barselona, ​​İspanya’nın Katalonya bölgesinin kozmopolit başkenti. Orta Çağ sokak planını koruyan bir şehir merkezi, Gaudi-İspanya’nın en ünlü mimarı ve Picasso ve Miró’ya adanmış müzelerin yer aldığı ikonik Sagrada Familia kilisesi gibi modernist mimarisi ve çok daha fazlası …

Restoranın manzarası, kaliteli yemeklerden minik tapas barlarına kadar uzanan gastronomi taşları ile doludur. İspanyol yemek meraklıları için ünlü merkezi Boqueria pazarına gitmek bir zorunluluktur. Barselona gündüzleri olduğu gibi geceleri de canlıdır. Ziyaretçilere gerçekten unutulmaz bir deneyim sunan, ışıltılı bir atmosfere sahiptir. Yıl boyunca gerçekleşen büyük sanat sergileri ve konserler ve farklı türlerde şovlar var.

La Rambla

Barcelona’nın en önemli caddesi, şehrin sosyal hayatının aktığı, festivallerde ve kutlamalarda milyonların buluştuğu, protestolarda başrolü oynayan, turistlerin ve yerlilerin aynı oranda sevdiği ve işgal ettiği, mağazalar, cafe, bar ve restoranlarla dolu La Rambla (başka bir deyişle Las Ramblas) şehri ziyaret eden her turistin mutlaka ama mutlaka uğradığı bir yer.

Şehrin Arap kökenlerinden kaynaklı, Arapça ’da “kurumuş nehir yatağı” anlamına gelen Ramla kelimesi caddeye adını veriyor. 13. YY ’da burada yer alan Barcino Şehri‘nin surları nehir yatağını takip ediyormuş. Devam eden yıllarda nehrin karşı kıyısına (bugünkü El Raval Bölgesi’ne) üniversite ve manastırlar inşa edilmiş ancak zamanla nehir de kuruyarak nehir yatağı dolmaya başlamış.

Ve zamanında birbirini takip eden 5 kısa sokak (Rambla de Canaletes, Rambla dels Estudis, Rambla de Sant Josep, Rambla dels Caputxins ve Rambla de Santa Monica) birleşerek La Rambla Caddesi’ni oluşturmuş. Ki aslında orijinal adı Las Ramblas “Ramblalar anlamında” çoğul bir kelime. Üstelik bugün de bu eski 5 sokak işaretlerle belirlenmiş durumda, yani La Rambla’da dolaşırken hangi bölgesinde olduğunuzu bulabiliyorsunuz.

La Sagrada Familia

La Sagrada Familia (Kutsal Aile), İspanya’nın Barselona şehrinde bulunan ve modern mimarinin öncülerinden sayılan Antoni Gaudi’nin 1883 yılında devraldığı fakat 1926 yılında bir tramvayın altında kalarak ölmesi sonucu yarım kalan bir bazilikadır. Yapımı halen devam etmektedir.

Halk arasında bitmeyen kilise olarak bilinen La Sagrada Familia sadece tasarım anlamında değil inşaat süreci bakımından da mimarlık dersi niteliğinde.

Sagrada Familia’nın hikâyesinin başlangıcı 1882’ye dayanıyor. Yapının ilk mimarı Francisco de Paula del Villar ile kilisenin destekçileri arasında süren anlaşmazlıklar sonucunda Gaudi, projeye 1883 yılında dahil oluyor. O günden ölümüne dek kariyerini bu yapıya adayan Gaudi, yüz yıllık tamamlanmama sürecini öngörmüş müdür bilinmez ama 43 yıl süren çalışması için sorulan sorulara “işverenim aceleci değil” cevabını vermişti. İnşa edilmeye başlandığında çevresinde ineklerin otladığı bir alanda bulunan kilise bugün kentin tam ortasında.

Barcelona Katedrali

Barselona’nın en önemli dini yapılarından olan Barselona Katedrali, sahip olduğu Gotik mimari ile dikkat çeker. Capella de Santa Lucia (Romanesk Şapeli) ve arkalı avlusuyla bir Roma tapınağı ve bir Mağribi camisinin temelleri üzerinde yükselen bu Gotik katedralin inşasına 1298’de II. Jaume’nin emriyle başlanmış; ancak 20. Yüzyılın başında ana sivri kulenin inşasıyla tamamlanmıştır.

Asıl adı Catedral de la Santa Cruz y Santa Eulalia olan katedral, inancı nedeniyle dördüncü yüzyılda Romalılar tarafından şehir edilen St Eulalia’ya adanmış olup Katalan Gotik mimarinin en iyi örneklerinden biri olduğu düşünülmektedir. Bir hikâyeye göre Eulalia, şehir meydanında çırılçıplak bırakılmıştır ve bahar ayında beklenmedik yağan kar vücudunu kapatmıştır. Bunun üstüne kızgın Romalılar Eulalia’yı içerisinde bıçakların olduğu bir varile koyup varili gezdirmiştir. Aziz Eulalia’nın mezarı katedral içerisinde bulunmaktadır.

Park Güell

Carmel Tepesi’nde yer alan Park Güell, Antoni Gaudi tarafından doğadan ilham alınarak tasarlanmış. Proje aslında 20. yüzyılın başlarında Barselona’nın önde gelen sanayicilerinden Eusebio Güell’in isteğiyle Katalan modernizmini ve ihtişamını yansıtması için yapımına başlanan 60 ev içeren bir siteymiş. Ancak başlangıcından itibaren geçen 14 yılda sadece 2 ev tamamlanınca, proje parka dönüştürülmüş ve 1922’de halka açılmış.

Peri masallarını andıran pavyonlar, Gotik kemerler ve konuklarına enfes deniz manzarası sunan Sala Hospitala, farklı mimari tarzları bir arada görebileceğiniz parkın içerisindeki en dikkat çekici bölümleri olarak gösteriliyor. Göz alıcı renklerdeki kertenkele heykelinin önünde fotoğraf çektirmenin gelenek haline geldiği alanda bu bölümler dışında dikkat çekici bir diğer yerse ünlü mimarın 20 yıl boyunca oturduğu ve içerisinde günümüzde Museu Gaudi’nin faaliyet gösterdiği yapı.

Parc Güell çok popüler bir destinasyon olsa da içinde yeme içme konusunda faydalanabileceğiniz bir tesis yok. Eğer parkta uzun vakit geçirmeyi planlıyorsanız yanınıza atıştırmalık bir şeyler alabilirsiniz. Bu arada park şehir merkezinin biraz uzağında bulunuyor ama Barselona seyahatinizde ulaşım anlamında çok işinize yarayacak olan hop on hop off otobüslerin parka yakın durağı var. Turistik otobüsler ile bölgeye kolayca ulaşabilirsiniz.

Casa Mila (La Pedrera)

Katalonya Meydanı’ndan yürüyerek kısa sürede ulaşabileceğiniz Casa Mila, birçoklarına göre Sagrada Familia’dan sonra Gaudi’nin en değerli 2. eseri konumunda. 1906-1912 yılları arasında yapımı gerçekleştirilen konut, ünlü mimar tarafından dönemin önemli iş adamlarından Pere Mila için tasarlanmış.

Tamamlanmasının ardından ağır eleştirilere maruz kalan ve yerel halkın dilimizde taş ocağı anlamına gelen La Pedrera ismiyle andıkları yapının ön cephesinde Gaudi, dalgalı bir deniz ile içerisinde salınan yosunların görüntüsünü yansıtmak istemiş.Ön tarafları dökme demirle kapatılmış balkonları ve ilginç şekilli bacalarla kaplı çatısıyla dikkat çeken binanın içerisinde özel konutların yanı sıra Caixa de Catalunya Galerisi bulunuyor. Ayrıca üst katındaki Espai Gaudi’de, Katalan mimarın çeşitli çizimlerini, fotoğraflarını ve tasarımlarına ait maketleri yakından inceleme şansı bulabilirsiniz.

Camp Nou Stadyumu & Barcelona FC Museum

Barselona gezilecek yerler listenize ekleyebileceğiniz bir diğer ikonik mekânsa yerel halk tarafından Katalonya Özerk Bölgesi’nin gayri resmi milli takımı olarak anılan Barcelona Futbol Kulübü’nün maçlarını oynadığı görkemli Camp Nou Stadyumu ve Barcelona FC Müzesi.

Katalan Mimar Francesc Mitjans tarafından tasarlanan ve 3 yıl içerisinde 55.000 metrekarelik alan üzerine kurulan stadyum, 99 bine yakın kapasiteye sahip. Müzede ise futbol kulübünün 100 yılı aşan geçmişi görsel ve işitsel sunumlarla ziyaretçilere aktarılıyor. Barça’nın kazanmış olduğu tüm kupaları görebileceğiniz kültürel mekânda ayrıca Dali, Miro, Subirach, Taples gibi yerel sanatçıların bağışladıkları eserler sergileniyor.

Casa Batllo

Antoni Gaudi’nin kente miras bıraktığı bir başka yapıysa lakabı dilimizde “Kemiklerin Evi” anlamına gelen Casa Batllo. Katalonya Meydanı’ndan yürüyerek 10 dakika içerisinde ulaşabileceğiniz konutun bu lakabı almasında tasarımında tercih edilen Modernizme sanat akımının payı büyük.

Günümüzde özel bir firma tarafından müze olarak işletilen yapı, sıra dışı görünümünü 1904 yılında eski konutun dış ve iç kısımlarında yapılan yenileme çalışmaları sonucunda kazanmış. Dış cephe tasarımında Gaudi’nin Monet tarafından yaratılan “Nilüferler” tablosundan esinlendiğine inanılan yapının özellikle ilk katındaki salon kent manzarası ve tavan işçiliği ile konukları büyülüyor.

Mercat de La Boqueria

La Rambla üzerindeki en çok ilgi çeken mekânlardan birisi olan Mercat de La Boqueria,  kent çevresine yetiştirilen taze sebze ve meyvelerin, çiftlik ürünlerinin, et-balık çeşitlerinin satıldığı büyük bir pazar. Ünü ülke sınırlarını aşan pazar yerinin tarihi, bazı kaynaklara göre 1217 yılına kadar uzanıyor.

Barselona’da faaliyet gösteren birçok üst düzey restoranın mutfaklarında kullanacakları malzemeleri satın almak için tercih ettikleri La Boqueria’da klasik tezgâhların yanı sıra tatlı ve şekerleme satışının yapıldığı, yemeklerin pişirildiği bölümler de bulunuyor. Eğer karnınız acıktığında buradaki mekânları tercih ederseniz, Katalan mutfağına özgü pek çok lezzeti deneme fırsatı bulabilirsiniz.

Picasso Müzesi

İspanyol sanatçı hayattayken adına açılan ilk müze olma özelliğini taşıyan Barselona Picasso Müzesi, koleksiyonunda 3.500’den fazla eser barındırıyor. 1963 yılında kapılarını ziyarete açan kültürel tesis, bu sayede aynı zamanda Paris’teki müze ile Picasso’nun en çok eserini barındıran müze unvanını paylaşıyor.

Picasso’nun hayatının bir dönemini geçirdiği ve Orta Çağ’da malikâne olarak kullanılmış Palacio de Berenguer d’Aguliar içerisinde faaliyet gösteren tesiste sanatçının tanınmış eserlerinden ziyade ilk dönem çalışmaları sergileniyor. Hombre Con Boina, Autorretrato con Peluca, Ciencia y Caridad, Menu de Els Quatro Gats müzeyi ziyaret ettiğinizde inceleme olanağı bulabileceğiniz çalışmalardan bazıları.

Barri Gotic

Barselona’nın tarihine ilgi duyuyorsanız, bu konuya dair aklınızda oluşan tüm soruların yanıtlarını Barri Gotic sınırları içerisinde bulabilirsiniz.

Kentin kalbi ve aynı zamanda tarihinin başladığı yer olan Gotik Mahallesi’ndeki çoğu yapı, Katalonya’nın denizcilikteki en güçlü zamanı olarak anılan 11. ila 16. yüzyıllar arasında kalma. M.Ö. 3. yüzyılda Hannibal’in babası Hamilcar Barca tarafından küçük bir köy olarak kurulan, Roma’nın eline geçtikten sonraysa kaleye çevrilerek Barcino ismini alan bölümünün en eski kısmını oluşturduğu yerleşim bölgesinde Şehir Tarihi ve Frederic Mare Heykel müzeleri faaliyet gösteriyor.

Bölgede ayrıca Başdiyakozun Evi ile Roma Duvarı ve Agustus Tapınağı’nın ücretsiz görülebilen kalıntıları büyük ilgi çekiyor. İspanyollar’ın Barrio Gotico dedikleri tarihi yerleşimde bu mekânları ziyaret ettikten sonra dilerseniz çevrelerinde görülmeye değer birçok yapı bulunan Sant Jaume, Pi ve Josep Oriol meydanlarına da zaman ayırabilirsiniz.

Poble Espanyol

Barselona gezilecek yerler listesindeki mekânlar arasında olan Poble Espanyol, Montjuic Tepesi’nde yer alıyor. Açık hava müzesi olarak faaliyet gösteren köy, Katalan Mimar Josep Puig i Cadafalch tarafından EXPO 1929 için tasarlanmış.

42.000 metrekarelik alanı kaplayan İspanyol Pavilyonu içerisinde farklı bölgelere özgü 116 yapı aracılığıyla ülke kültürünün ve yaşam tarzının ziyaretçilere aktarılması amaçlanıyor. Aragon tarzı bir dini yapının Endülüs stilindeki meydanla yan yana görülebileceği tek yer konumundaki köyde; yerel zanaatkârların çalışma yaptıkları 40 atölye, kafeler, restoranlar ve bir Flâmenko kulübü yer alıyor.

Konumu nedeniyle konuklarına büyüleyici bir kent manzarası sunan İspanyol Köyü’ne Barcelona Bus Turistic adındaki otobüslerle rahatlıkla ulaşılabiliyor.

Tibidabo

Yapımına 1902 yılında başlanan ve Modernist-Neo Gotik tarzları harmanlanarak 60 yılda tamamlanan görkemli Kutsal Yürek Kilisesi’nin bulunduğu 512 metre yüksekliğe sahip Tibidabo Tepesi, Collserola Dağları’nın en yüksek kısmını oluşturuyor.

Konumu sayesinde konuklarına etkileyici kent manzarası sunan tepede kilise dışında ayrıca en üst kısmına asansörle çıkabileceğiniz 288 metre uzunluktaki iletişim kulesi ile 1908 yılında açılan, kentte eski moda oyuncakların çalışmakta olduğu tek lunapark statüsündeki Parc d’Atraccions del Tibidabo yer alıyor.

Barselona tatili sırasında keyif dolu saatler yaşamanızı sağlayacak tepeye ulaşmak için füniküleri kullanabilir veya Katalonya Meydanı’ndan kalkan Tibi Bus’a binebilirsiniz. Hatta üzerinde gerektiğinde mola verebileceğiniz kafelerin bulunduğu patikada yürüyerek de bahsettiğim 3 mekâna ulaşabilirsiniz.

Montjuic

Tibidabo Tepesi gibi doğal güzellikleri ve keyifli zaman geçirebileceğiniz mekânları bir arada sunan yerler hoşunuza gidiyorsa 173 metre rakımlı Montjuic’e de zaman ayırabilirsiniz.Günümüzde kullanılan adını üzerinde bulunan eski Musevi Mezarlığı’ndan alan tepede ziyaret edebileceğiniz yerlerin başında geçmişinde pek çok önemli olaya tanıklık etmiş kale ile olimpiyat köyü geliyor. İçerisinde askeri müzenin faaliyet gösterdiği kaleyi ile olimpiyat köyünü gezdikten sonra rotanızı mermer heykelleri ve vitrayları sayesinde ün kazanmış mezarlığa çevirebilirsiniz.

Olimpiyat stadyumu ile kale arasında kalan 14 hektarlık alanı kaplayan Barselona Arboretumu, EXPO 1929 için Grafik Sanatları Sarayı olarak inşa edilmiş yapı içerisinde konuklarını ağırlayan Katalonya Arkeoloji Müzesi ve her biri saklı cenneti andıran Laribal Parkı ile Mossen Costa i Llobera Kaktüs Bahçesi tepeye yaptığınız gezi sırasında görmenizi tavsiye edeceğim diğer mekânlar.

Barceloneta

Küçük restoranları ve kafeleri ile ünlü Barceloneta,  La Ciutadella şehir parkının inşa edileceği bölgeden taşınan halkın yerleşmesi amacıyla 19. yüzyılda inşa edilmiş. 1992 yılında düzenlenen yaz olimpiyatlarına kadar kentin denizle bağı olan tek yerleşimi konumundaki semt, hareketli komşusu Port Olimpic’in aksine konuklarına daha sakin ve geleneklere uygun bir atmosfer sunuyor.

Ağırlıklı olarak kentin düşük gelirli nüfusunun yaşamakta olduğu semtin Mercado de Barceloneta isimli halk pazarının kurulduğu iç kesiminde küçük kafeler ve tapas barları faaliyet gösterirken, sahil kesiminde balıkçı restoranları bulunuyor. Kentin en kalabalık 2 plajına ev sahipliği yapan Passeig Maritim’de yürürken Istakoz Anıtı, Barselona’nın Başı, Mare Nostrum Binası gibi ikonik mekânları görebilir, kordon boyunun sonuna giderseniz Katalonya Tarih Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Montjuic Tepesi’ne ulaşım sağlayan tarihi teleferik de semt sınırları içerisinde yer alıyor.

Plaça de Catalunya

Kentin La Ribera, El Raval ve Barri Gotic’ten oluşan eski kısmı ile modern kesimi Eixample’yi birbirine bağlayan Plaça de Catalunya, gün boyu hareketli yapısı ile ön plana çıkıyor. Passeig de Gracia, Rambla de Catalunya, La Rambla, Portal de l’Angel, Ronda de Sant Pere gibi önemli caddeleri birbirine bağlayan meydanı hareketliliği dışında ilgi çekici kılan bir başka unsursa çevresindeki alışveriş olanakları.

Francesc Macia ve La Deessa o l’Enigma anıtları ile süslü görkemli meydanın trafikten arınmış ortamında önce birbirinden güzel fotoğraflar çekebilir, güvercinleri besleyebilir, ardındansa bahsetmiş olduğum caddelerden başlayarak kapsamlı bir kent turuna çıkabilirsiniz.

Katalan Ulusal Sanat Müzesi

Kentin en gösterişli yapılarından Palau Nacional içerisinde faaliyet gösteren Katalan Ulusal Sanat Müzesi, EXPO 1929’un hemen öncesinde ziyarete açılmış. O dönem Katalonya pavilyonu olarak ziyaretçi kabul eden görkemli yapı, günümüzde özerk bölgenin en önemli ve zengin karma sanat müzesi haline gelmiş durumda.

Kuzey Katalonya’daki kiliselerden toplanan Romanesk sanat koleksiyonunun tamamını inceleme fırsatı bulabileceğiniz müzede İspanya’nın değişik bölgelerinden getirilmiş Gotik, Rönesans ve Barok eserler de sergileniyor. Katalan sanatı hakkında detaylı bilgiler edinebileceğiniz müze içerisinde sergi alanları dışında ayrıca kütüphane ile enfes kent manzarası eşliğinde lezzetli yemekler yiyebileceğiniz Oleum isimli bir restoran bulunuyor.

Parc de La Ciutadella

Denize yakın kısmı 1892 yılında 14 hektarlık alan üzerine kurulmuş Barselona Hayvanat Bahçesi’ne ayrılmış olan Parc de La Ciutadella, Kral 5. Felipe tarafından 1714 İspanya Veraset Savaşı sonrasında kentin güvenliği için inşa ettirilen bir kalenin yerine 1888’de düzenlenmiş. Sınırları içerisinde Katalan Parlamentosu’na ait binanın da bulunduğu park, yürüyüş yolları ve yeşil alanları sayesinde kent halkının ve turistlerin sıklıkla uğradıkları bir yer konumunda.

Parka gittiğinizde öncelikle kent için pek çok eser üretmiş olan Gaudi’nin öğrenciyken katkıda bulunduğu Font Monumental’i ve Doğa Tarihi ile Jeoloji müzelerini ziyaret edebilirsiniz. Ardından Passeig Lluis Company Caddesi çıkışındaki Zafer Takı’na yönelebilirsiniz.

Magic Fountain of Montjuic

İzleyicilerine eşine az rastlanır güzellikte bir ses, ışık ve su gösterisi sunan La Font Magica, 1929’da düzenlenen Dünya Ticaret Fuarı’nın açılışında ilk kez görücüye çıkmış.Fuardan 1 yıl önce Tasarımcı Carles Buigas’ın önderliğinde ve 3 bin işçinin yoğun çalışması sonucu tamamlanan çeşme aracılığıyla konuklar,

30 müzikal eser eşliğinde ışık oyunları ile desteklenmiş bir su akrobasisi izleme ayrıcalığına kavuşuyor. Katalan Ulusal Müzesi önünde yer alan Magic Fountain of Montjuic’in gösteri saatleri yıl içerisinde değişkenlik gösterebiliyor.

Fundacio Joan Miro

Barselona ‘da kentin en dikkat çekici sanat galerileri arasında sayılan Fundacio Juan Miro’ya yer verebilirsiniz. 1975 yılında kurulan müzede ünlü Katalan sanatçının yaşamı boyunca yarattığı resimler, çizimler ve heykeller sergileniyor.

Binası Josep Lluis Sert tarafından tasarlanan kültürel tesiste bizzat Miro tarafından bağışlanmış eserlerin yanı sıra Katalan sürrealistlerin çalışmaları da ziyaretçilere sunuluyor. Müzede sergilere ek olarak film gösterimleri, konferanslar ve çocuk tiyatroları yapılıyor.

BARCELONA GEZİ VİDEOLARI